çizim: abdullah sarışen

Filmlerde, dizlerde ve romanlarda katilin kim olduğunu öğrenebilmek için hep ‘son’u bekledik. Bazen bu sorunun cevabını öğrenebilmek için saatlerimizi, bazen ise aylarımızı harcadık. Sahi katil kimdi? Her biri masum gözükenlerden hangisiydi? Kimseye kondurulamıyordu ama illaki biriydi. Ortada bir katilin olduğuna şüphe bırakmayacak bir şey vardı: Ölüm.

Bazen hayatımızdaki katilleri düşünmekten kendimi alamıyorum. Karşıdaki kafenin sahibi, tatlı bakkal amca, en yakın arkadaş, otopark görevlisi, her sabah işe giderken başınla selam verdiğin ama adını bilmediğin o mahalleli, annen, baban, sevgilin, kendin…

Hepimiz birer katiliz işte. Çok da düşünmeye gerek yok aslında “Katil kim?” diye. Her gün birilerini öldürüyoruz. Bazen öldürmek istediğimiz için, bazen öldürmemiz gerektiği için. Bazen üstüne düşünerek, bazen hiç düşünmeden. Tetiği çekiyoruz ve bom! Bazen, “Sahi kaç leşin var?” diye sormak istiyorum karşımdakine.

Kaç kişiyi öldürdün?
Neden öldürdün?

Sonra bir bakıyorum yanımda oturan birinin gözlerinden yaşlar süzülüyor. Elleri, dudakları titriyor. Başlıyorum kafamdan senaryolar yazmaya. Merak ediyorum katil mi? İzliyorum biraz, tahmin etmeye çalışıyorum. O kadar hüzünlü gözüküyor ki katil olma ihtimalini düşük görüyorum. Katil olsa daha güçlü gözükeceğini var sayıyorum çünkü. Bu sefer katilin kim olduğunu düşünmeye başlıyorum. Acaba patronu mu? Belki de işten atıldı? Babası? Arkadaşı? Sakinleşiyor o sırada. Bu sefer yüzünde garip bir tebessüm beliriyor. Yok yok kesin katil. Bu tebessümün başka bir açıklaması olamaz.

Kimi öldürdü acaba? Sevgilisini? Kuzenini? Cevabı öğrenmek için filmin sonunu bekleyen meraklı bir izleyici gibi izlemeye devam ediyorum o kişiyi. Tebessüm yerini yine gözyaşlarına bırakınca, o uyuz eden senaryolardan biri hissini vermeye başlıyor. O “E bir öyle bir böyle, ne anlatıyor bu film, nereye bağlanacak yani şimdi?” hisli olanlardan. Göz göze gelmekten korkuyorum. Sorsam terslenir miyim? Belki “İyi misiniz?” diye konuya girebilirim diye düşünüyorum. Ama kafamdaki katil hikâyesinden bahsetmemeliyim muhtemelen deli olduğumu düşünür. Bir kahve istiyor. Ben de bir kahve istiyorum ve tüm cesaretimi toplayıp soruyorum:

“İyi misiniz?”
Gözyaşlarına boğuluyor “Ölüm gibi bir şey,” diyor.
Susuyorum.
Filmin sonunu öğreniyorum.
Bu filmi hiç sevmiyorum.

İpek Atcan
KAFKAOKUR Dergisi, Eylül 2018

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

· KAFKAOKUR