Taksim

Yazan: Cansu Cindoruk

…Tam da bir şeyler söyleyecektim.

O akşam ellerimi, parmak uçlarımdan tutmuştun. Demek insan bazen sarıp sarmalamaya cesaret

edemiyordu. Burnun burnumun ucunda, biz Taksim’in ortasındaydık. Köşedeki simitçi “Az aşağıdan minibüs kalkar abla” demişti. Tam da o “az aşağı” ya yürüyecektim.

O akşam parmaklarını omzumda hissedince arkama dönüp bakmamıştım bile. Üç duraktır peşimden yürüdüğüne emindim. Belki günün birinde eşlik edersin diye, her yere yanım boş gittim. Ama sen, sıradan bir akşamın ortasında, arkamdan sürünerek gelmeyi tercih etmiştin. Senin için yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Ben senin yürüdüğün yolları ezberlerken sen yolunu değiştirirdin.

Ben, bir dünyayı ikimiz için boyarken

Sen, dünyalardan bihaber, oyunlar oynardın...

Etrafımızdan çeşit çeşit insan geçerken dakikalarca beni izlemiştin. Kelimeleri bir bir sıralarken gözlerimin içine bakmasaydın eğer; yine yalanlar söylediğini düşünebilirdim. İtiraf etmeliyim; ben hep kendimden çok sana inanmak istemiştim. Hiç susmadan konuşmuştun. Bilirsin, ben en çok bu haline bayılırdım. “Bir açıklama bekliyorsun benden…” diye söze başlamış, “Bir açıklamaya lüzum yok,” cevabını alınca pek bozulmuştun. Sonra; bu ilişkide tek kırılan senmişsin gibi, birden bire arkanı dönmüştün. Topuklarını yere vuruyordun. Arkandan seslenmeme rağmen bir kez dönüp bakmamıştın. Yine ansızın gitmiştin ve ben bu sefer kaçıncı olduğunu bile saymamıştım.

…tam da bir şeyler söyleyecektim.

Sonra minibüse doğru yola koyulup kulaklıklarımı takmıştım.

Her ne söyleyecektiysem,

Yutmuştum.