Öksökö

Öksökö

Bugün annemden bir mesaj aldım. Oysa o artık ölüydü ve gömüleli neredeyse bir sene olmuştu ama yine de hiç şaşırmadım. Çünkü ölümü bile başkalarını aldatmak için kurgulanmış bir oyun gibiydi. Her zaman olduğu gibi gerçek suratını yalnızca bana gösteriyordu. Hâlâ olur olmaz zamanlarda karşıma çıkıyor, çok istediğim bir şeyi yaparken kulağıma yapma diye fısıldıyor, o çok bilmiş hafız tavırlarıyla hayatıma müdahale etmeye devam ediyordu.

Annem, planlarımı öğrenmiş gibi, namus, iffet, fazilet kelimeleri ile doldurduğu kısacık mesajıyla yeni yaşımı kutlamış, üstelik benim için hazırladığı hediyeyi dolapta bulacağımı da bildirmişti. Umursamadım bile. İşten sonra arkadaşlarımla bir bara gidecek ve tüm çekingenliğimi üzerimden atana kadar içecek, sonunda da bardan adamın biriyle ayrılacaktım. Kafama koymuştum. Bu gece bütün zincirlerimi kıracak, tam anlamıyla özgür olacaktım. Zaten sırf bu yüzden dün ağda yaptırmış, kendime pembe renkli dantel iç çamaşırları almıştım. Bütün gün ne annemin mesajını ne de üstümdeki dantel çamaşırları düşünmeden deli gibi koşturmuş, yazılacakları yazmış, gelen telefonları yanıtlamıştım. Akşama doğru heyecanım öyle artmıştı ki karnıma ağrılar girmeye başlamıştı. Toparlanmaya çalıştığım sırada iş arkadaşım Yasin’in yanıma gelmesiyle paniklemiştim. İçimden lütfen mesaiye kalmam gerekmesin, planlarım bozulmasın diye dua ederken duyduklarım ise beni şok etmeye yetmişti. Bölümdeki bütün kızların hayran olduğu Yasin, biraz utangaç bir tavırla beni yemeğe çıkarmayı teklif etmiş belki de sonra sinemaya gidebileceğimizi söylemişti. Kıpkırmızı olmuş, ne diyeceğimi bilememiştim. Mutlu olmam gereken o anda bile, basit bir kız gibi görünmüş olmaktan, giydiğim pembe çamaşırlardan, ona cesaret verecek bir şeyler yapıp yapmadığımdan endişelendiğimi hatırladıkça çıldırıyorum. Üstelik teklifini kabul etmeyi çok istediğim halde hiçbir şey söyleyememiş, yüzüne dahi bakamamış, tam o sırada da müdürüm tarafından çağrılmıştım. Müdürün odasından çıktığımda Yasin çoktan gitmişti. Kızları arayıp bahanelerimi sıralamış ve onlarla buluşamayacağımı söylemiştim.

Sokaktan gelen korna sesleri ile pencereye çevirdim yüzümü. Cama yansıyan siluetim bir ışık selinin girdabında boğulan vitrinlere dönüşmüştü. Gözüm koltuğun yanındaki sehpada duran annemin telefonuna takıldı. Bara gitmek, bir adamın altına yatıvermek, özgürlüğüme kavuşmak pahasına iffetimden vazgeçmek, olacak şey değildi. Annemi düşündüm. Oturduğu koltuktan senelerce caddenin bu coşkulu akışına bakarak neler hissetmiş olabileceğini. Dışarının görünen cafcaflı kalabalığına karşın, içerisinin bu karanlık ve boğucu yalnızlığı onun dünyasının kopyası gibiydi. Sonunda onun istediği gibi olacaktım ben de. Artık beni dert etmesine gerek yoktu. Bütün kötü kızların dışarıda olduğu bir dünyada, hayatın dolu dizgin geçip gidişini pencereden izleyen onun cici kızı olacaktım.

İffetmiş. Canı cehenneme. Artık dışarı çıkmalıydım. Sadece biraz cesarete ihtiyacım vardı. Oysa cesaret benim için çocukluğumun yitik bez bebekleri gibiydi.

Yasin geliyor aklıma. Gülümsüyorum. Pek kimseye yüz vermeyen kendi halinde, zannedersem biraz da mutaassıp bir çocuk. Ya da ben öyle biliyorum. Çok da yakışıklı. Beni beğenmiş olması hoşuma gidiyor. Yarın onunla yemeğe çıksam, sonra bir kaç kez daha buluşsak, kesin evlenir benimle. Öyle hovarda bir tip de değil. Eminim evlenir evlenmez çocuk hayali kurmaya başlarız. Çocuk olunca da evde oturmamı, evimin hanımı olmamı ister. Ben yine evde oturur, camdan bakarım. Onu beklerim. Annemi öğrense ne yapar acaba?

Çiçeklerin suyunu değiştirmeyi unutmuşum. Vazonun dibinde kalan sararmış suyun içinde öylece boğulmuşlar. Önce beni suçladıklarını düşünüyorum ama sonra rahatlıyorum. Çiçekler bilmezler ki kimin elindeyken solduklarını, ya da kimin neyi ne zaman unuttuğunu... Ancak kendilerini yerde buldukları zaman anlarlar bir şeyler olduğunu… Sonuçta kaderleri bu.

Doğum günüm için özel olarak hazırlanmış içilmeyi bekleyen viski şişesini almak için ceviz dolabın içini karıştırıyorum. Biraz sarhoşluk biraz da unutkanlık arıyorum. Sonunda porselenlerin arkasında buluyorum onu. Kapağı kapatırken kabartma kartal motiflerini ilk kez görmüşçesine korkuyorum. Gün geçtikçe büyüyor gibiler. Bilirsiniz işte. Zamanla ya uzar, ya büyür ya da renk değiştirir gölgeler. Gitmeme asla müsaade etmemek için, kanatlarını açmış, pençeleri ile her an beni yakalamaya hazır bekliyorlar. Her yerdeler. Koltuklarda, aynanın üstünde dolap kapaklarında, her yerde.

Gözümü kartaldan ayırmadan viski şişesini açıp şişeden kocaman bir yudum alıyorum. Eteğimi çıkarıp, gömleğimin düğmelerini açıyorum. İyice karanlık bastırdı. Perdeleri kapamaya gerek duymadan ışıkları yakıyorum. Duvarımda birine ay diğerine güneş adını verdiğim iki buselik aplik, üzerlerine birer kartal konmuş. Çılgınca kanat çırpıyorlar ama önemsemiyorum. İçmeye devam ediyorum.

Aynanın önüne geçip yeni aldığım iç çamaşırlarımın içindeki halimi inceliyorum. Viski şişesini kaldırıp aynayı selamlıyorum. Söyle bakalım ayna, diyorum. Benden doğru ne var. Söylesene “senden doğrusu yok” desene, diyorum. Aslında seninle birbirimize çok benziyoruz. İkimizin de arkasında sırlarımız var. Ama doğruyum ben, hem de çok doğru, diye kahkaha atıyorum. Her zaman doğru lakin sakın arkama bakma. Çünkü yaşlı bir kadının bütün yanlışları arkamda saklı.

Doğru ya sen bu evin eski sahibini tanımazsın. Nereden tanıyacaksın, evini geçindirmek için aynalı çeşmede orospuluk yapardı, bir kızı vardı ama büyüdükçe kendisine benzemesinden korkardı. Sen bilmezsin tabii, nereden bileceksin? Sen sadece onun hafızlığını gördün be ayna. Oysa ben onunla büyüdüm.

Yıllar ile demlenmiş viskimden kocaman bir yudum daha alıyorum. Karşıma geçmiş beni süzüyor. Bütün gücümle sana benzememeye çalışıyorum, diyorum. Yüzüme bir tuhaf bakmaya başlıyor. Hani her sabah cilveleşirken işe gitmesi gerektiğinde baktığı gibi; ayakları geri geri gidiyormuşçasına, içi sökülüyormuşçasına, her şeyi feda edecekmişçesine, beni daha gözünün önündeyken özlemişçesine. Ama daha yoğun. Çok daha yoğun. Sanki canım çok yanacakmış, ama artık onda bunu engelleyecek sihir kalmamış gibi. ‘Bana gene eskisi gibi bak!’ demek istiyorum. Yaramazlık yapmışçasına bir suçluluk hissediyorum. ‘Bir daha yapmayacağım.’ diye söz veresim geliyor. Yeter ki, her şey eskisi gibi olsun. Annemin telefonunu elime alıp, yarın yapmam gerekenleri yazıyorum. Unutmamak için.

Öksökö, Didem Gündüz Esen, Kafka Okur Dergi, 5. Sayı, 2015
Çizim: Leyla Kanber
Ad

Behçet Necatigil Cafeka Cansu Cindoruk Cemal Süreya Cemil Meriç Çekiliş Çizim Dalgalar Dava Deniz Feneri Dergi Dergi Hür Tefekkürün Kalesi Didem Esen Didem Madak Dilan Bozyel Dönüşüm Duyuru Ece Ayhan Edebiyat Edward Burne Efkan Oğuz Eleştiri Esra Pulak Ezgi Ayvalı Felsefe Feyza Altun Fotoğraf Franz Kafka Frida Kahlo Fuar Gece Genel Gökhan Coşkun Gregor Samsa Hasan Ali Toptaş Hieronymous Bosch Hilal Kosovalı İkinci Yeni İlan İlhan Berk İllüstrasyon İnceleme İstanbul Janusz Glowacki Jean-Paul Sartre Jones Kadın Kadın Olmak Kafka Okur Kara Kazım Koyuncu Kendine ait Bir Oda Kitap Konuk Yazar Kübra M. Büyükkıyıcı Küçük Prens Kürk Mantolu Madonna Lehçe Leyla Kanber Marc Chagall Marcel Duchamp Mektup Merve Özdolap Mrs. Dalloway Ne Demiş Kafka? Oğuz Atay Orlando Ödül Öykü Özgecan Aslan Pablo Neruda Panait Istrati Po Polsku Poster Röportaj Sabahattin Ali Salvador Dalí Sanat Sayı 1 Sayı 10 Sayı 2 Sayı 3 Sayı 4 Sayı 5 Sayı 6 Selcan Aydın Simone de Beauvoir Simyacı Soma Songül Çolak Sylvia Plath Şiir Tezer Özlü The Metamorphosis Turgut Uyar Tutunamayanlar Tülay Palaz Varoluşçuluk Video Yaşamın Ucuna Yolculuk Yazar
false
ltr
item
KAFKAOKUR: Öksökö
Öksökö
Öksökö, Didem Esen
https://3.bp.blogspot.com/-c7Uw_klVCiY/Vtt3GucMl_I/AAAAAAAADUQ/vflcmqpUFJ4/s1600/o%25CC%2588kso%25CC%2588ko%25CC%2588.jpg
https://3.bp.blogspot.com/-c7Uw_klVCiY/Vtt3GucMl_I/AAAAAAAADUQ/vflcmqpUFJ4/s72-c/o%25CC%2588kso%25CC%2588ko%25CC%2588.jpg
KAFKAOKUR
http://www.kafkaokur.com/2016/03/oksoko.html
http://www.kafkaokur.com/
http://www.kafkaokur.com/
http://www.kafkaokur.com/2016/03/oksoko.html
true
1079892415892661503
UTF-8
Bulunamadı Tümü Devamı Cevap Cevap yok Sil Yazar Anasayfa Sayfalar Gönderiler Tümü Önerilen Etiket Arşiv Ara Tüm gönderiler İsteğiniz yerine getirilemedi Geri dön Sunday Monday Tuesday Wednesday Thursday Friday Saturday Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec just now 1 minute ago $$1$$ minutes ago 1 hour ago $$1$$ hours ago Yesterday $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago more than 5 weeks ago Followers Follow THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy