Kadınlık Çıkmazı


Bastırılmış kişilikler ve toplumlar en sarsıcı dalgalanmalara gebedir. Bu dalgalanmalar toplumun her kesimine kadın erkek ayırmaksızın sirayet eder. Özellikle kadınların hiçleştirildiği, değersizleştirildiği ve köleleştirildiği toplumlar mutsuzluğa mahkûmdur. Yani bunu erkekten bağımsız sanmak büyük bir yanılgıdır.

Daha küçük bir çocukken “Kız çocuğu şunu yapmaz, ayıptır, günahtır, çok konuşmaz, sesli gülmez vs“ diyerek büyütülür kadın. Daha tazecik beynine işlenir içinden geldiği gibi davranmaması gerektiği. Öyle ki, hayatı öğrenmek üzere oynadığı oyunlara bile müdahale edilir.

Neyi yanlış yaptığını ve neden sürekli düzeltildiğini idrak edemeyen, sürekli hata yaptığını düşünen küçük kız zamanla başkalarının talimatlarına muhtaç hisseder kendisini. Onaylanmak ve izin almak kişiliğinin bir parçası haline dönüşür.

Ergenlikte tavan yapar baskılar. Yaşadığı çevre ve bu çevrenin zihniyetine göre karşılaştığı baskı çeşitlenir; şiddeti artar veya azalır. Fakat bu baskı hep vardır. Evinden gelmese, komşusundan gelir, komşusundan gelmese mahallesinden gelir, mahalle mi kaldı artık derseniz; gelir, sitenin güvenliğinden gelir. O da mı olmadı, sosyal medyada paylaştığı fotoğrafın altına yorumla gelir; bir yerden kulağına çalınır.

Cinsel kimlik ve kadınlık yetilerinin oluştuğu ergenlikte, biraz olsun zincirlerini kırmaya meyleden kadın, meylinin şiddetiyle doğru orantılı bir tahakkümle karşılaşır. Tüm duyguları bastırılan, hissiyatı, coşkuları, arzuları baltalanan kadına zaten ağır yaralar içerisindeyken yapmak veya sahip olmak istediği her şey için onlarca şart koşulur; şartları katı kurallar, kuralları ihlaller ve ihlalleri cezalar izler. Bu baskıları biraz olsun kırabilmiş genç kadınlar şanslıdır nispeten ama onlar da hep bir bahaneyle yaşamayı öğrenirler; doğruyu söylerse direkt reddedileceğini bilen kadın, küçük bahanelerle başlar işe. Pembe yalanlar büyük yalanlara dönüşür. Yaşananlar unutulmak ve yalanlanmak üzere yaşanır.

Ergenlikten çıkarak yetişkinliğe adım atan kadın, çalışmaya başlamasıyla bir nebze rahatlamış olmasına rağmen, çevresinden evlenmesi konusunda baskı görmeye başlar. Bu baskı sempatik biçimde de tezahür edebilir; ama bilin ki evlense de bitmez. Talepler “Çocuk yap”a dönüşür. Çocuk yapınca çocuğuna nasıl bakması gerektiği konusunda bolca nasihate, akla ve görüşe maruz kalır. Etraf, ahali, toplum, ona mütemadiyen “Sen bu çocuğa bakamıyorsun” mesajını verir. Öyle ki yoldan geçen, hiç tanımadığı kimseler bile yorum yapma, müdahale etme hakkını görür kendisinde. Kadın ise bir kez daha yetkinliğinden ve yeteneklerinden tereddüt ederek boyun eğer. Çünkü bazen o ısrarlar, o nasihatler öyle bir boyuta ulaşır ki sadece ‘SUSSUNLAR’ diyerek kabul eder dayatılanları.

Sonra “İşin mi çocuğun mu?” çıkmazına sokularak bir seçim yapmaya zorlanır ve seçimi ne olursa olsun fütursuzca yargılanır. Çalışsa kendisine sürekli çocuğunun ona ne kadar muhtaç olduğu hatırlatılır, çocuğuna bakmayı tercih etse yaşıtlarının hangi kariyerin doruklarında olduğundan bahsedilir. Neticede gelinen nokta hep aynıdır: Kadın üzülür ve içine döner.

Toplumun taleplerini hiçbir zaman karşılayamayan ve olduğu gibi kabul edilmeyen kadın, takdir edilmemesi bir yana daima hemcinsleriyle de kıyaslanır ve kendisi bile farkında olmadan, hemcinslerini çekememeye, kendisinden daha mutlu “sandığı” her kadına kıskançlık duygularıyla bakmaya başlar. Kendi olabilmeyi başarmış kadınlar her zaman önce kadınlar tarafından ayıplanır, en amansız eleştiri ve tepki de onlardan gelir. Yani kadınların en acımasız davranışları yine kadınlardan görmesinin temel nedeni budur.

Sonra çocukların büyümesiyle kadının başarısı ve varoluşu, çocukları üzerinden derecelendirilir. Çocuklar ne denli avukat ve doktorsa, ne denli mühendis veya paralı iş sahibi ise kadın o denli başarılı ve “iyi anne” sayılır. Bu nedenle, çocuklarının mutluluğundan ziyade etrafın ne diyeceğini daha çok önemseyen anne, çocuklarının üzerinde amansız bir baskı kurar. Oyunlarını nasıl oynamaları gerektiğinden, neye inanmaları gerektiğine; hangi okula gitmeleri gerektiğinden, hangi mesleği seçmeleri gerektiğine kadar kontrol etmeye çalışır. Bu noktada ondan başka varoluşlara ve tercihlere saygı duymasını beklemek anlamsızdır. Zira bu olgunluğu gösterebilecek ve farklılıkları kabul edebilecek alt yapıya sahip olamamıştır.

Ve kargaşa, işin içine erkeğin girmesiyle daha da büyür. Mutsuz, kendini bile tanımayan kadın, bir erkeği nasıl mutlu edebilir ki? Mutluluğun karşılıklı bir alışveriş olduğundan bihaber, beklentiler içerisindeki erkek, nedense mutlu olmak için, karşısında güçlü kadın ister. Toplumun yarattığı tereddütler içerisindeki bu kadın onu mutlu edemez. Bu sefer de kadın “güçsüzlük ve acizlik” ile suçlanır, küçümsenir. Kadının edilgen olmasını isteyen erkek ise zaten onu daha çok bastırabilmek ve sindirebilmek için bu tercihi yapar. Evliliğinde de mutluluğu bulamayan kadın, çoluğu çocuğu için, huzuru ve “ağız tadının” bozulmaması için katlanmak, susmak, kabullenmek zorunda kalır. Sonuçta çocuklarına tutunur sıkı sıkı. Onları varlığının tek sebebi gibi görmeye başlar; toplumdan ve kocasından göremediği ilgiyi, takdiri ve sevgiyi özellikle oğlundan beklemeye başlar. Oğlunun başka bir kadını mutlu etmesini içten içe hazmedemez. Çocuğu olabilecek başka bir kadını kendi rakibi gibi görmeye başlayarak sağlıksız ruh halini bir kez daha ortaya koyar.
Çünkü kadın toplumun domino taşıdır. Devrildiği anda tüm taşlar yıkılmaya başlar. Zira kadın geleceğin annelerini ve kocalarını yetiştirir, bir sonraki neslin temellerini atar. 
Kısacası, doğumundan ergenliğine, ergenliğinden yetişkinliğine kadar kendisine sürekli nasıl davranması gerektiği öğretilen kadın, bir noktadan sonra, kendisine yabancılaşır. İsteklerinin, tercihlerinin ve yaşadığı hayatın kendi seçimi olduğuna inanmaya başlar, sorgulamaz. Bu durumda da neden mutsuz olduğunu idrak edemez. Mutsuzluğunun sebebini fark eden kadın ise acil çıkış kapısı arar. Kimileri o kapıdan çıkmayı başarır. Başaramayanlar ise ya başarısızlıkları ile yüzleşip umudunu kaybeder ya da yenilgiyi kabullenemeyip daha da gömülür mutsuzluğuna.

Tüm bu mutsuzluğu toplumdan bağımsız sanmak akıl dışıdır. Çünkü kadın toplumun domino taşıdır. Devrildiği anda tüm taşlar yıkılmaya başlar. Zira kadın geleceğin annelerini ve kocalarını yetiştirir, bir sonraki neslin temellerini atar.

Uygulanan baskı ve dayatma son derece sistemli ve amaçlıdır elbet. Jüponlu Sırtlan’ın da dediği gibi:

"Kadının ufkunu genişleterek güçlendirin aklını; körü körüne itaat sona erecektir; ancak, iktidarlar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyduğundandır ki zorbalar ve şehvet düşkünleri, haklı olarak karanlıkta tutmaya çalışırlar kadını; çünkü bunlardan birincisinin tek istediği bir köledir, ikincisinin istediği ise elinde tutacağı bir oyuncak."

Kendini ifade edebilen, düşündüğünü açıklama cesareti gösterebilen ve “ben bu dayatmayı kabul etmiyorum” diyen kadınlara “GÜÇLÜ KADIN” denir. Onlar hem hayran hem korkan gözlerle izlenir. Çünkü onlar düşünmeye korkulanları dile getirmektedirler: Eleanor Roosevelt, Rosa Parks , Mary Wollstonecraft, Harriet Beecher Stowe; Jane Austen, Simone de Beauvoir, Halide Edip Adıvar; Frida, Coco Chanel, Bedia Muvahhit… Kimisi köle sistemini benimsemiş toplumlarda köleliğe karşı savaş açmıştır, kimisi kadınların ezilmesine karşı, kimisi aşkını cesurca yaşamış, kimisi kadınların yok sayıldığı bir dönemde onlarca kitap yazmıştır! Aslında onlar sadece çıkış kapısından geçebilmiş kadınlardır.

Bu açmazlardan, çıkmazlardan kurtulmak için, kapıyı bulmak, eşiği geçebilmek için, kadın öncelikle etrafında örülen bu duvarın hayali bir halkadan başka bir şey olmadığını görmelidir. Dayatmaları sorgusuz sualsiz kabul etmeyi tez zamanda bırakmalıdır. Sorunların kaynağı başkaları ise çözümü kendisi olabilmelidir. Birilerinin yardıma koşmasını beklemek yararsızdır. Bunu yapmak için kahraman olmaya veya dünyayı değiştirmeye de gerek yoktur. “Benim yapmamla olur mu, değişir mi, düzelir mi?” soruları oyalanmaktan ve bahane üretmekten başka bir şey değildir. Kabuğunu kırmak vereceği tek bir karara bağlıdır. Ve asla korkmamalıdır. Aslında onların kendisinden korktuğunu anladığı gün, işte o gün, kendi devrimini gerçekleştirecektir.

Kafka Okur Dergi, Sayı 4, 2015
Feyza Altun
Çizim: Tülay Palaz
Ad

Behçet Necatigil Cafeka Cansu Cindoruk Cemal Süreya Cemil Meriç Çekiliş Çizim Dalgalar Dava Deniz Feneri Dergi Dergi Hür Tefekkürün Kalesi Didem Esen Dilan Bozyel Dönüşüm Duyuru Ece Ayhan Edebiyat Edward Burne Efkan Oğuz Eleştiri Esra Pulak Ezgi Ayvalı Felsefe Feyza Altun Fotoğraf Franz Kafka Frida Kahlo Fuar Gece Genel Gökhan Coşkun Gregor Samsa Hasan Ali Toptaş Hieronymous Bosch Hilal Kosovalı İkinci Yeni İlan İlhan Berk İllüstrasyon İnceleme İstanbul Janusz Glowacki Jean-Paul Sartre Jones Kadın Kadın Olmak Kafka Okur Kara Kazım Koyuncu Kendine ait Bir Oda Kitap Konuk Yazar Kübra M. Büyükkıyıcı Küçük Prens Kürk Mantolu Madonna Lehçe Leyla Kanber Marc Chagall Marcel Duchamp Mektup Merve Özdolap Mrs. Dalloway Ne Demiş Kafka? Oğuz Atay Orlando Ödül Öykü Özgecan Aslan Pablo Neruda Panait Istrati Po Polsku Poster Röportaj Sabahattin Ali Salvador Dalí Sanat Sayı 1 Sayı 10 Sayı 2 Sayı 3 Sayı 4 Sayı 5 Sayı 6 Selcan Aydın Simone de Beauvoir Simyacı Soma Songül Çolak Sylvia Plath Şiir Tezer Özlü The Metamorphosis Turgut Uyar Tutunamayanlar Tülay Palaz Varoluşçuluk Video Yaşamın Ucuna Yolculuk Yazar
false
ltr
item
KAFKAOKUR: Kadınlık Çıkmazı
Kadınlık Çıkmazı
Kadınlık Çıkmazı, Feyza Altun
http://4.bp.blogspot.com/-_bEXsRUN19A/VmECqyKZteI/AAAAAAAAC8Q/R0yzfR1sO2w/s1600/kafkaokur_kadinlik.png
http://4.bp.blogspot.com/-_bEXsRUN19A/VmECqyKZteI/AAAAAAAAC8Q/R0yzfR1sO2w/s72-c/kafkaokur_kadinlik.png
KAFKAOKUR
http://www.kafkaokur.com/2015/12/kadnlk-ckmaz_4.html
http://www.kafkaokur.com/
http://www.kafkaokur.com/
http://www.kafkaokur.com/2015/12/kadnlk-ckmaz_4.html
true
1079892415892661503
UTF-8
Bulunamadı Tümü Devamı Cevap Cevap yok Sil Yazar Anasayfa Sayfalar Gönderiler Tümü Önerilen Etiket Arşiv Ara Tüm gönderiler İsteğiniz yerine getirilemedi Geri dön Sunday Monday Tuesday Wednesday Thursday Friday Saturday Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec just now 1 minute ago $$1$$ minutes ago 1 hour ago $$1$$ hours ago Yesterday $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago more than 5 weeks ago Followers Follow THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy